Zihni Kontrol Etmek Mümkün mü?

ZİHİN KONTROLÜ NEDİR?

Bilinen en eski tabiriyle çıkarcı kişi veya grupların isteklerini başka insanlara etik olmayan yollarla, sistematik bir biçimde dayatması işlemidir, zihin kontrolü. Hipnoz ustaları tarafından yalnızca sözcüklerin gücünden faydalanılarak gerçekleştirilebildiği gibi kimyasal birtakım ilaçlar kullanılarak da yapılabilir.

PEKİ, ZİHNİ KONTROL ETMEK GERÇEKTEN MÜMKÜN MÜ?

Evrene yön veren en temel faktörün saf enerji olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama bu saf enerjinin canlı zihnine müdahalesinin ne ölçütte olabileceği yıllardır merak konusu. Bu yazımızda sizlerle ‘zihni kontrol etmek’ başlığı altında bazı detayları paylaşacağız.

ZİHİN KONTROLÜ NASIL YAPILIYOR?

Zihin kontrolünün, beyni kör eden birtakım kimyasallar aracılığıyla yapılan bir işlem olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle istihbarat örgütleri adına çalışmakta olan bilim adamları tarafından kullanılan bu yöntem genellikle halüsinojen, amfetamin ve türevleri kullanılarak gerçekleştiriliyor.

KİMYASAL İLAÇLARIN ZİHİN GÜCÜNE ETKİSİ
Çok güçlü halüsinojen türü olarak bilinen LSD, MDA, STP, PCP, Meskalin gibi kimyasallar; bireyin algısındaki berraklığı bozarak düşüncelerinin değişmesine olanak tanıyor. Bu değişim sonucunda ise söz konusu kişinin istenilen düzeyde transa girmesi ve kontrolün karşı tarafın eline geçmesi mümkün kılınmış oluyor. Bahsettiğimiz bu kimyasal ilaçlar sayesinde geçici anksiyete, acı eşiğinde değişiklik, hafıza kaybı, yaratıcılığın gelişmesi gibi pek çok konuda değişiklikler yapılabiliyor.

MİKRODALGA SİNYALLERİ İLE ALTERNATİF BİR YÖNTEM

Pek çok ülke soğuk savaş stratejisi olarak mikrodalga yöntemini benimsemiş durumda. Ve bu yöntemi kendi belirledikleri denekler üzerinde uygulayabiliyorlar. Söz konusu yöntem ile beyne dalgalar gönderiliyor ve kişinin zayıf yönleri ortaya çıkarılıyor. Tüm bu işlemden sonra ise denek tam anlamıyla zihin kontrolü işlemine hazır bir bilinç düzeyine ulaşmış oluyor.

TARİHİ 5000 YILLIK MISIR UYGARLIĞINA DAYANIYOR

Psişik güçlerin başında gelen zihin kontrolü, ABD ve Rusya’nın 1950 yıllarında başlattığı girişimlerin çok daha ötesine, Mısırlılar dönemine kadar uzanıyor. Mısırlıların çeşitli ayinler aracılığıyla zihin kontrolü yaptıklarını söylememiz mümkün. Bu ayinler sırasında gerçekleştirdikleri zihin kontrolü ile kişilerin muhakeme yeteneklerini yok edip itaatkâr bir tutum sergilemelerini yani köle olmalarını sağlıyorlardı.

BİLİNEN İLK PSİKOLOJİK OPERASYON ÖRNEĞİ

Madde kullanımının insan zihnine etkisini örneklendirmek adına Hasan Sabbah’a değinmemiz yerinde olacaktır. Haşhaşi Tarikatı olarak da anılan bu örgütlenme için, bilinen ilk psikolojik operasyonun doğduğu yer diyebiliriz. Bu örgütlenmede bireyler ‘haşhaş’ içinde yer alan eroin etkisiyle keyif duygusuna, cennet inancına şartlandırılıyorlar ve Hasan Sabbah’a itaat ederlerse bu duygunun sürüp gideceğine inandırılıyorlardı. Sonucunda ise pek çok intihar saldırısı düzenlemeleri kaçınılmaz oluyordu.

HİÇBİR MÜDAHALE OLMAKSIZIN PSİŞİK GÜÇ SAHİBİ OLUNUR MU?
Joe Mcmoneagle örneği ile bu sorunun cevabına ulaşmış olacağız aslında. Kendisi 1970 yılında ağır bir hastalığa yakalanmış ve ölümle burun buruna gelmişti. Ne var ki o an için korkulan olmamış, ölüme karşı direnç göstererek hayatta kalabilmeyi başarmıştı. Ve eski sağlığına kavuştuktan sonra birtakım psişik güçler kazandığını dile getirmesi fazlasıyla ses getirmişti. Çok geçmeden ABD tarafından fark edilen ve soğuk savaş projelerinde görevlendirilen Joe Mcmoneagle’ nin bu görevler doğrultusunda yapabildikleri ise fazlasıyla ürperticiydi.

SONRADAN KAZANILAN ÖNGÖRÜ YETENEĞİ
Mcmoneagle, bulunduğu yerden binlerce kilometre uzakta olan ambarları, denizaltıları, tankları ve kendisinden görmesi istenilen pek çok nesneyi, ortamı ya da kişileri algılayabilen bir insana dönüşmüştü. Bu psişik gücünün yardımıyla pek çok cinayet çözümlemelerinde görev aldığını da eklemeden geçmeyelim.

ZİHİN KONTROLÜ SAYESİNDE SUÇLAR ÖNLENEBİLİR

Gelecekte tüm istihbarat ve polis teşkilatlarının psişik insanlarla beraber çalışmalarını sürdüreceği günlere tanıklık edebiliriz. Bu sayede olası birçok tehlikenin önüne geçilebilir ve toplumların ilerleyişi sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilebilir.
‘Önlenebilir suçlar ve küresel barış adına zihinsel kontrol yoluyla atılabilecek adımlar’ kulağa çok hoş geliyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Seval Dağlı

Felsefe mezunu. Araştırmacı. Çok gezer. Çok sever.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: