‘Aşk’ Kavramı Üzerine

Aşkı Tanımlamak Mümkün mü?

close up of tree against sky

Aşkın tamamen biyokimyasal bir süreçten ibaret olduğunu, soyut kavramlarla ilgisi olmadığını ileri süren bilim insanlarına göre mümkün.
Aşk halinin mekanistik gelişen bir duygu durumu olduğunu iddia ediyorlar çünkü. Sözlük anlamına göre ise aşkın iki türlü tanımı mevcut.
– Bir kimseye ya da bir şeye karşı duyulan aşırı sevgi ve bağlılık duygusu.
– İki ayrı cinsin birbirine karşı duydukları bedensel ve ruhsal güçlü duygu, sevgi ilişkisi.

Aşık Olup Olmadığımızı Nasıl Anlarız?


Halk arasında cevabı çok basit. Karnınızda kelebekler uçuşuyorsa, onu düşünmeden bir anınız geçmiyorsa ve gereksiz bir tebessüm hali yüzünüze yerleşmişse, tamam. Aşk, kalbinizi ele geçirmiş demektir. 🙂

Ancak bilimsel açıdan pek de öyle sayılmaz. Aşkı deneyimlediğini düşünen bir insanın beyin yapısı fonksiyonel MR cihazında incelendiğinde bazı değişimlerin gözlemlenmesi gerekiyor. Bağımlılığın gelişmesinde büyük rol oynayan Ventral Tegmental bölgesinde ve acı-mutluluk-kızgınlık gibi duygu durumlarının oluşmasında görevli olan insular korteks alanında normalin üzerinde bir çalışma sergilendiği görülürse, kişi gerçekten aşık olmuş demektir. En azından bilimsel açıdan öyle kabul edebiliriz. 🙂

Aşk, Dokunduğu Kişiyi Kör Ediyor

Beyinde mantıklı kararlar almamıza olanak sağlayan prefrontal ve pt oksipital bölgelerin aşık olduğumuz zaman işlevi azalıyor. Dolayısıyla aşık olduğunu düşünen kişi, karşısındaki insanda var olan kusurları fark etmesine rağmen zihnine bir perde çekmeyi tercih ediyor ve bu perdenin, alacağı kararlarda etkili olmasına izin veriyor. Titus Maccius Plautus’ un dediği gibi aşkın gözü kördür. 🙂

Voltaire’in Gözünden Aşk

“Aşk; doğanın dokuduğu, düş gücünün işlediği bir kanaviçedir.”

Böyle söylemiş Fransız yazar Voltaire.

Peki siz aşkı nasıl tanımlarsınız? 🙂



Seval Dağlı

Felsefe mezunu. Araştırmacı. Çok gezer. Çok sever.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: