Koronavirüs Gerçeğinin Psikolojik Yansımaları Üzerine Bir Söyleşi: “Uzman Klinik Psikolog Fundem Ece Erdem Anlatıyor”

Koronavirüs Gerçeğinin Psikolojik Yansımaları Üzerine ‘Uzman Klinik Psikolog Fundem Erdem’ ile Söyleşi

Uzman Klinik Psikolog Fundem Ece Erdem, pek çok sosyal sorumluluk projesini hayata geçirmiş bir klinik psikoloğudur. Şimdilerde yetişkin, ergen, çocuk psikolojisi üzerine araştırma ve uygulama çalışmalarını yürütmekte, şahsına ait bir merkez olan Dünya Danışmanlık ve Psikoloji Merkezi’nde danışanları ile bir araya gelmeye devam etmektedir.  

Uzman Klinik Psikolog Fundem Ece Ertem

Psikolog Fundem Erdem, koronavirüs farkındalığının insanların psikolojileri üzerindeki etkileri hakkında merak edilenleri Maviname’ye anlattı.  

*** 

‘’Optimal Düzeyde Kaygı, İnsanı Hayatta Tutar’’ 

  • Koronavirüs haberleri karşısında kaygılarının önüne geçemeyen ancak bilgiler konusunda güncel kalma ihtiyacını da gidermek isteyen vatandaşlara neler önerebilirsiniz? 

Fundem Ece ERDEM- Danışmanlık merkezimize koronavirüs haberlerinin yarattığı kaygı sebebiyle çok danışanımız başvuruyor. ‘Karşı komşumda çıkmış, artık evden adım atmamalı mıyım?’, ‘Evde kronik rahatsızlığı olanlar ve yaşlılar var, ne yapacağımı bilmiyorum.’ şeklindeki kaygılarından dolayı destek alan pek çok danışanımız var. Biz uzmanlar olarak doğru olmayan kaynaklardan haberler okumalarını danışanlarımıza yasaklamaya başladık. Çünkü herkes her şeyi yazabiliyor. ‘Burun kaşımak insanı kovid yapar’ şeklinde fake bir yazı yazılsa bile pek çok insan bunu okuyup etkilenebilir. ‘Almaya’ açığız çünkü.

woman in white bed holding remote control while eating popcorn

İnsan, doğası gereği bir şeylere net olarak hâkim olmak ister. Bu arzuyu tatmin etmek için de her şeyi okur ve izler hale bürünür. Ancak insanlar neyi nereden okuyacağını bilerek ilerlemeli. Sağlık Bakanlığı’ndan açıklanmamış semptom bilgileri ya da Resmi Gazete’de yayımlanmamış bilgiler doğru olarak algılanmamalı. İnstagram, twitter vb. platformlarda fenomenlerin yayınları yerine alanında yetkin insanların yayımladığı kaynakların okunmasını ve dikkate alınmasını tavsiye ediyoruz. Kaygı bir noktaya kadar insanı hayatta tutar ancak yanlış kaynaklara itibar ederek optimal düzeyde kalması gereken kaygıyı üst seviyelere taşımamak gerekir.

woman wearing face mask

-Tedbirlere uymamakta ısrarcı davranan vatandaşların bu tutumlarını psikolojik açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Fundem Ece ERDEM- Aslında iki uç da sağlıksızdır. Biz uzmanlar olarak ‘Bana bir şey olmaz, kovid de ne imiş?’ ya da ‘Evimden çıkmıyorum, kimse bana uğramasın artık’ şeklindeki tutumları çok sağlıksız buluyoruz. Çamaşır suları ile gelen yemekleri silenler ve daha sonra çamaşır suyundan zehirlenen insanlar da var. Bana bir şey olmaz diyen de var. Dediğimiz gibi her iki uç da oldukça sağlıksız.  Kovid’i dikkate almayan insanların patolojik bir durumu söz konusu olabilir elbette. Kendisini ayrıştırarak aşırı rahat davranan, öldürücü özellikteki koronavirüsü önemsemeyen insanların bir kısmının boş vermiş ve depresif ruh haline büründüğünü diğer kısmının ise narsist bir profil çizdiğini söyleyebiliriz.   

mother putting a face mask on her daughter

-Peki, maske takmayan insanlarla karşılaştığımız zaman söz konusu kişilere karşı nasıl bir tutum sergilemeliyiz? 

Fundem Ece ERDEM- Öncelikle yargılayıcı bir üslup kullanmamak gerekiyor. Böyle durumlarda, yanında iki ya da üç tane yedek maske bulunduran bilinçli insanların yapması gereken şey; maskesi olmayan bir kişiyle karşılaştığında yumuşak bir üslup ile söz konusu kişiye maske desteği sağlamak istediğini söylemek ve yanında bulundurduğu maskelerden birini kendisine vermek. Bu durumda kişi isteği dâhilinde maskeyi takmıyor olsa bile siz ona el uzatmış olacaksınız. Dolayısıyla sert tepki verebilecek bir bireyin de olası aşırı tepkisinin önüne geçilmiş olacak. Yargılayarak iletişim kurmaya çalışmak o iletişimi hiçbir zaman olumlu kılmayacaktır, kavgaya dönüştürecektir. Bu da bir riske yol açar, kavga edildiğinde temas kaçınılmaz olacağı için asıl amacımızdan sapmış oluruz. Bu sebeple el uzatmak, sakin bir şekilde ve yargılamadan iletişim kurmak daha sağlıklı olacaktır. 

‘’Çocuklarınız ile Masalsı Diyaloglar Kurun’’ 

woman carrying her baby and working on a laptop

 -Ebeveynler, çocuklarını rahatlatmak ve yaşlarına uygun olacak şekilde bilgilendirilmelerini sağlamak için nasıl bir yaklaşım sergilemeliler? 

Fundem Ece ERDEM- İş öncelikle ebeveynlerde başlıyor. Çocuklar ebeveynlerini rol model aldıkları için anne ve babalarını taklit ediyorlar. Bu süreçte gündemi çok takip eden anne-babalar oldu, haberleri çocuklarının yanında açanlar oldu. Dolayısıyla çocuklar ölüm haberlerini duydular; kaygılı, işinden çıkarılmış, stresli birer anne-baba gördüler. Okulları bir anda kapandı ve açılmadı. Arkadaşları ile bir arada iken bu duruma sınırlandırmalar getirildi. Ancak o çocuk doğduğunda koronavirüs diye bir şey yoktu. Haliyle çocuk, bu durumu anlayacak yaşta değil.

pexels-photo-1148998.jpeg

Biz yetişkinlerin dengesi bozulmuş iken çocukların dengesinin bozulmaması mümkün değil. Ve dediğim gibi her şey ilk olarak anne-baba da bitiyor. Önümüzdeki süreci kabullenerek daha sakin bir tavır takınmalı, çocuklarına alınması gereken önlemleri ve söz konusu süreci masalsı bir şekilde anlatmalılar. Onlarla ev içinde oyunlar oynamalı ve neredeyse her şeyi bir oyun haline getirmeliler. Bu yaklaşım çocuklarının rahatlamalarına yardımcı olacaktır.

‘’Sağlık Çalışanları İçin Terapi Desteği Verilmeli’’ 

group of people wearing face mask

-Koronavirüsten en fazla etkilenen sağlık çalışanlarının motivasyonlarını arttırmak ve psikolojilerini iyileştirmek adına ne gibi uygulamalar hayata geçirilebilir? 

Fundem Ece ERDEM- Sağlık çalışanlarına psikolojik destek vermek bir yana, maske tedarik hususunda bile sorunlar yaşandığını duyuyoruz. Bu çok kötü bir durum. Sağlık bakanlığının, ilgili kurumların emeği geçen sağlık çalışanlarını her hafta ücretsiz terapi desteğine göndermelerini isterdim. Ya da bizlerden isteseler, kendi adıma 7/24 sağlık çalışanlarına psikolojik destek verebilirim. Ancak böyle uygulamalar maalesef yapılmıyor, keşke olsa. Buradan sizin aracılığınızla duyurmuş olalım, umarız bu veya benzeri bir uygulama söz konusu olur. Haricinde, imkânı olan sağlık çalışanlarının bu süreci en az psikolojik hasarla atmalarını adına bireysel olarak destek almalarını tavsiye ediyorum. 

‘’Fiziksel Mesafe ile Birlikte Kelimelerin Gücünü Keşfettik’’ 

text on shelf

-Bir gün biteceğini ümit ettiğimiz pandemi sürecinin öncesini ve sonrasını karşılaştırdığımızda toplumlarda gözlemlenecek muhtemel psikolojik değişimler hakkında neler söyleyebilirsiniz? 

Fundem Ece ERDEM- Aslında şimdiden bile çok şey değişmeye başladı. Bodrum’daki ikamet sayısı çok arttı örneğin. Birçok kişi bulunduğu yerden farklı yerlere taşınmaya başladı. Çok stresli olan insanlar, koronavirüs gerçeği ile birlikte hayatın kısa olduğunu fark edip ‘Neden stres yapıyorum, yaşam çok kısa’ diyerek farklı bir psikolojiye bürünür oldu. Ya da teknolojiyi örnek verebiliriz. Evden dışarı çıkmadan pek çok insan işlerini internet üzerinden tamamlar hale geldi. Ya da yazılımcılar, pandemi sürecini değerlendirerek yeni oyun yazılımları geliştirdiler. Ve daha benzeri durumlar birer değişim olarak değerlendirilebilir.  

joyful adult daughter greeting happy surprised senior mother in garden

-Fiziksel mesafe zorunluluğu sebebiyle ortaya çıkabilecek olası psikolojik çöküşler ile nasıl baş edilebilir?

Fundem Ece ERDEM- Bu çok güzel ve önemli bir soru. Biz yanaktan öpmeyi, kucaklaşmayı, gülüşürken birbirimize temas etmeyi, sırtımızı sıvazlamayı, omza baş yaslamayı seven bir toplumuz. Ancak burada yeni bir şeyi keşfetmemiz gerekiyor. İletişim gücü. İletişim yoluyla karşı tarafa nasıl hissettiğimizi aktarmayı, duygularımızı dile getirmeyi öğrenmeliyiz. Karşımızdaki kişiye onu çok sevdiğimizi ancak virüsten dolayı ona sarılamadığımızı söylemeliyiz. İletişimin gücünü farkına varmalıyız yani.

man carrying woman standing on the ground and surrounded by grass

Örneğin; erkek arkadaşınız ile birbirinize ‘seni seviyorum’ dedikten sonra kucaklaşmanıza ve birbirinizi öpmenize gerek yok. ‘Şimdi yanında olsaydım seni sımsıkı sarmak isterdim’ dediğinizde o kişi bunu gönülden hissedecek ve ‘Evet, beni seviyor’ diyecektir. Özetle; kelimelerin gücüne inanmayı öğrenmemiz gerekiyor. Ancak duygularımızı dile getiremiyorsak bunun üzerine mutlaka çalışmamız gerek. Sözel olarak kendimizi en iyi şekilde ifade edebilirsek fiziksel temasın eksikliğini daha az hissederiz.  

Seval Dağlı

Felsefe mezunu. Araştırmacı. Çok gezer. Çok sever.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: