Gönüllü Temsilci Nizamettin Aygan ile Kıtaları Aşan Bir Söyleşi

Sosyal medyada “Gönüllü Temsilci” adıyla kıtaları aşarak gönüllere dokunan, çocukların yüzlerini güldüren, su kuyuları açtıran ve bu yolda kendisi gibi yardımsever insanları biraraya getiren, Nizamettin Aygan ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

Nizamettin Aygan’ın samimi açıklamaları bize, umut kırıntılarıyla beslenen Afrika halkının zorlu yaşamına, onların penceresinden bakma fırsatı verdi.

Ebru Şimşek: Sizi biraz yakından tanıyabilir miyiz? Gönüllü temsilci kimdir?

Nizamettin Aygan: Ben Nizamettin Aygan. 1982 Batman doğumluyum. 3 çocuk babası ve 2002’de Almanya’ya gelmiş bir metal fabrikasında çalışan sade bir hayatı benimseyen sıradan biriyim.

Su kuyuları açıyorsunuz ,yoksul aileler için para topluyor ve yardım kolileri dağıtıyorsunuz. Bu gönül işine nasıl karar verdiniz?

● Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v) doğum haftası kutlamalarına katılmak için Belçika’ya gitmiştim. Orada bir stant açılmıştı ve orada bulunan Hüseyin Ateş Bey’in teklifi üzerine başladı her şey. Hüseyin Bey’in, “Bu işe gönüllü olur musun?” sorusuna hiç itiraz etmeden, “Evet” demiştim. Ama daha sonra ne kadar zor bir şeye evet dediğimi anlamıştım. Çünkü insanlardan para istemek kadar zor birşey yok sanırım. Yalnız şu var ki gönlün, samimiyetin, dürüstlüğün ve fedakârlığın Allah için ise Allah da sana bütün zor olan yolları kolaylaştırır. Buna bütün kalbimle inanıyorum. Öyle de oldu, ben yaptıkça imkânlar doğdu.

“Gönüllü olmak isteyen o kadar çok kişi var ki bazen cevap vermede eksik kalıyoruz”

Sanırım en çok da hafızalarımızda yoksulluğu ile yer edinen Afrika ülkelerine yardım ediyor ve yardım topluyorsunuz. Yardım serüveninizden biraz bahseder misiniz?

● Yardımlar konusuna gelince ilk yardım götürdüğüm ülke; Bosna Hersek oldu. Daha sonra Afrika ülkeleri; Uganda, Nijerya ve Kenya. Daha sonra da Bangladeş’e gittim. Yaklaşık 1 milyon Arakanlının kaldığı kampta, çadır ve su kuyusu hayratı açarak hijyen ve gıda yardımı yaptık. Yani birebir elimizle yardımları ulaştırıyoruz.

Yardım çağrınıza geri dönüşler oluyor mu?

● Evet. Hatta bize katılmak ve bu işi gönüllü yapmak isteyen o kadar çok kişi var ki bazen cevap vermede eksik kalıyoruz.

“Bizim her şeye erişimimiz var. Bu şartlarda olabildiğince onlara el uzatmalıyız”

■ Yardım eli uzattığınız bu insanların yaşamları hakkında bize biraz bilgi verir misiniz?

● Her ülkenin kendine göre bir gelir düzeyi var. Oradaki insanların çoğu hayvancılıkla geçiniyorlar. Bazıları daha hiç şehir görmemişler ve dünyadan kopuk yaşıyorlar. Özellikle yiyecek olarak mısır unu ve barbunya tüketiyorlar. Çünkü diğer yiyeceklere ulaşımları yok.

Elektrik yok su yok interneti bırakın ev yok. Ağaç ve çamurdan yapılmış yerleşimlerde yaşıyorlar. İnanılır gibi değil hayret ediyorsunuz. Nasıl olur da bu kadar ülke sınırsız besleniyor, bu kadar israf ediyorken oradaki insanlar terliksiz,üstü başı yırtık, aç ve susuz dolaşıyor? Kendimi çok sorguladım ve herkesin bu noktada sorgulaması gerektiğini düşünüyorum. Bizim her şeye erişimimiz var. Bu şartlarda olabildiğince onlara el uzatmalıyız.

“Burada su kuyusu açmanın onlarda yarattığı mutluluğu anlamak için gerçekten susuz kalmak lazım”

Afrika’nın en büyük sorunu su mu? Açtığınız su kuyularına tepkiler nasıl oluyor?

● Temiz suya ulaşmak Afrika’nın en büyük sorunu. O yüzden imkanı olan herkesi onlar için ihtiyaç olan bölgelerde su kuyuları açmaya davet ediyorum. Bir de temiz su olmadığı için çocukların karnı hep şişkin. Nedeni ise suların içindeki bakteriler. Bu durum beni çok üzüyor. Burada su kuyusu açmanın onlarda yarattığı mutluluğu anlamak için gerçekten susuz kalmak lazım. Muazzam bir mutluluk beliriyor yüzlerinde. Çocuklar alkışlıyor, dans ediyor…

“Bu gıda kumanyası artık benim mi benden geri almayacaklar değil mi?”

■ Son olarak sizi etkileyen bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?

● Tabi. Afrika Uganda’da bir yetimhaneyi ziyaret ettik. Yetimhanede kalan çocuk sayısı 40 olmasına rağmen yatak sayısı 14’tü. Bu gerçekten içler acısı bir durumdu. Oradan çıktıktan sonra bize bakan bir kadın ilişti gözümüze, sanki “Beni de görün” dercesine bakıyordu.

Ona yaklaştık ve bir gıda kumanyasını vermek istediğimizi belirttik. Daha sonra kadın bize, astım hastası olduğunu ve eşini kaybettiğini 4 çocukla tek başına kaldığını söyledi. Neyle geçindiğini sorduk ve cevap acıydı, yoksulluktu. Talihsiz kadın camiyi temizliyor ve imam da karşılığında yemek veriyormuş. Başka da gelirleri yok. Bizler ona gıda kumanyasını uzattık. Kadının ağzından şunlar döküldü hiç unutmam. Tercümana şöyle dedi: “Bu gıda kumanyası artık benim mi benden geri almayacaklar değil mi?” Bunu duyunca göz yaşılarına boğulduk. Düşünsenize bir gıda paketi sadece 130 tl ama birileri için ne kadar da değerliymiş. Keşke bunun farkında olarak yaşayabilseydik…

Herkes bir başkasına yardım etseydi herkesin işi yapılmış olurdu. (Erner Erchenbach)

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: