Makine Gibi Çalışan Evren: ‘Determinizm’

Eğer makinenin nasıl çalıştığını biliyorsanız makinede neler olacağını bilebilirsiniz.
Peki insan? Ona neler olacağını bilebilir miyiz? Geleceği bilebilir miyiz? İşte Determinizm bunun mümkün olduğunu savunur. Peki ama nasıl?

Kısaca Determinizm, evrende meydana gelmiş olayları kullanarak gelecekte olacak olayların bilimsel metotlarla hesaplanarak belirlenmesidir.

Yani eğer evrendeki tüm parçacıkların konumlarını, hız ve yönlerini biliyorsak gelecekte hangi konumlarda olacaklarını hesaplayabildiğimiz bir evren modelidir.

Tarihçesi

Ama önce Determinizmin tarihçesinden bahsedelim.

Determinizm genellikle 16. ve 17. yüzyılın felsefesi olarak bilinir lakin bu kanı yanlıştır. Çünkü determinizmin tarihçesine baktığımızda kayıtlı tarihin ilk filozoflarından olan Thales’e kadar uzanır.

M.Ö. 624 – 545 yıllarında yaşayan Thales toplumun doğa olaylarını tanrılara bağdaştırmalarından rahatsız olacakmış ki bu olayların meydana gelme sebeplerini araştırmış ve doğa olaylarının bir düzene göre meydana geldiğini savunmuş.

Miletli Thales (MÖ 624- MÖ 546)

“Eğer düzenin sırrını çözersek gelecekte meydana gelecek olayları bilebiriz” düşüncesini benimsemesi uzun sürmedi..

Ve yine onun öğrencisi Anaksimandros’ta ilk kez evreni gözlem ve rasyonalizmle ele alarak evrenin planlı bir şekilde düzenlendiğini savunuyordu ve belki de ilk kez o, evrenin nasıl var olduğunu bilimsel olarak açıklayacaktı.Ve bu düzen arayışını Anaksimenes, Heraklitos, Demokritos, Aristoteles ve sonrakiler devam ettirecekti.

Peki ne oldu da bu düşünce 16. yüzyılda büyük bir patlamayla hemen hemen her bilimcinin her felsefecinin savunduğu bir düşünce haline geldi? Kısa cevap; “Newton”.

Sir Isaac Newton ( 1643 – 1727 )

Kuşku yok ki bilim Newton’la altın çağına girdi. Tabi bilim nereye Determinizm oraya.
Çünkü bilimdeki her buluş her keşif determinizmi destekliyor ve güçlendiriyor. Ve Newton’un klasik ya da mekanik fiziği geliştirmesiyle evrendeki birçok olay sadece açıklanmadı klasik fiziği kullanarak olayların sonuçlarını önceden hesaplayabilir olduk. Bilim sonlarına gelmişti, gezegenlerin hareketlerini, suyun, ısının akışını, merminin nasıl uçtuğunu, uçacağını hesaplayabildik.

Kuşku yok ki Determinizm Altın yıllarını yaşıyordu ta ki…

Buz Dağının Görünmeyen Kısmı

Her şey bir soruyla başladı tıpkı diğer her şey gibi.

Isınan cisimler neden ışık yayar?

Bilim insanları bunun ( ayrıca kara cisim ışıması , tayf çizgileri ve fotoelektrik gibi olayları) nedenini bir türlü anlayamıyordu, ilk başlarda bunun nedenini kullandıkları metod yani klasik fiziğinin değil de bilim insanlarının yetersizliğine bağladırlar.

Klasik fiziğin bu olayları açıklayamamasındaki sebep, evreni bir süreklilik olarak ele almasından kaynaklanıyordu. Yani klasik fizik evrende meydana gelen olayları o olayı meydana getiren olayla doğru orantılı olarak değiştiğini ele aldığı için yetersiz kalıyordu. (sebep – sonuç ilişkisi gibi)

18. yüzyılda aralarında Albert Einstein’ın da bulunduğu bazı ünlü bilim insanları klasik fiziğin açıklayamadığı olayları evreni “süreksiz” (meydana gelen olaylar arasında sürekli bir bağlantı yok ve olaylar arası boşluklu atlamaların olduğu evren modeli) ele alarak açıkladılar. Yani sebebi olmayan sonuçların varlığını kabul ederek klasik fiziğin açıklayamadığı soruları yanıtladılar.

Sağdan sola W. Nernst, A. Einstein, M. Planck, R.A. Millikan and von Laue

Max Planck enerjinin, Einstein, ışığın paketçiklerden oluştuğunu keşfettiler. Bu keşifler evreni süreksiz olarak ele alarak yaptılar. Bu keşifler defalarca test edildi kontrol edildi lakin hiç bir zaman çürütülemediler. Bilim insanları da bu keşifleri klasik fiziğe uyarlamaya çalıştı lakin hiçbir zaman başarmadılar ve böylece Kuantum Fiziği doğdu…

Peki klasik fizikten vazgeçtik mi?

Hayır. Klasik fizik hâlâ makro sistemlerin çözümlenmesinde kullanılıyor ve hâlâ doğru sonuçlar veriyor peki determinizmin en güçlü argümanı klasik fizik hâlâ sağlamlığını koruyorken Determinizm neden önemini yitirdi?

Bu sorunun yanıtı için Kuantum ile Klasik fiziğin aralarındaki farktan bahsetmek gerek.

Klasik fiziğin makro sistemleri ele aldığını söylemiştik, yani atom üstü olaylarla ilgilenir. Ama Kuantum fiziği mikro yani atom altı sistemleri inceler ve kuantum fiziği atom altı parçacıkları dalga fonsiyonu ile ele alır.

En kabaca Klasik ve Kuantum fiziği maddeyi şöyle ele alır; klasik fizik maddeyi bir düzlemdeki nokta olarak ele alır ve noktanın konumu ve hızı kesin olarak bilinir ve hesaplanabilir. Kuantum fiziği ise maddeyi dalga olarak ele alır yani maddenin kesin olarak konumunu bilemezsiniz yalnızca olasılığını bilebilirsiniz. (tabi sadece atom altı parçacıkları bu şekilde ele alır Kuantum fiziğini Klasik fiziğe uyarlayamadığımız gibi Klasik fiziği de Kuantum fiziğine uyarlayamıyoruz)

Yani bir kesinlik belirtmez Kuantum fiziğinde her şey olasılıklarla açıklanır. Örneğin bir parçacığın çekmecemizde olduğunu söyleyemez orda olma olasılığını söyler.

“Determinizm neden önemini kaybetti?”

Kuantum fiziği ve Klasik fiziğe baktığımızda ikisinin de evreni farklı şekilde ele alışı ve ikisinin de doğru oluşu evrenin mutlak bir düzen içeresinde olmadığını, rastgeleliğin ve kaosun işin içinde olduğunu gösteriyor bu da “Makine Gibi Çalışan Evren” modelini çürütüyor.

Determinizm Felsefesi

Determinizmin tarihçesinden kısaca bahsettik şimdi de biraz felsefesinden bahsedelim.

En genel kanıda Determinizmi 6 başlığa bölebiliriz.

1.) Mekanik Determinizm : “insanın kararları kendi dışındaki nedenlerin sonucudur.”
2.) Tarihsel Determinizm: “İnsanın kararlarının belirlenmesinde tarihi olaylar etkilidir.”
3.) Toplumsal Determinizm: ” İnsanın iradesi yaşadığı toplum değişkenleri(eğitim, ekonomi, sağlık, mal varlığı) ile belirlenir”
4.) Ekonomik Determinizm: “Ekonomik etkenler insanın kararlarında belirleyicidir”
5.) Deneysel Determinizm: “Deney ile elde edilen veriler tekrara bağımsız olarak sabit sonuçlara sahiptir.”

Aralarında bizi yani kişiyi en çok ilgilendiren Mekanik Determinizmdir.

Mekanik Determinizm; kişinin aldığı kararları yine aynı kişinin geçmişine bağlı olarak şekillendiğini belirtir. Daha basitçe beynin aldığı kararları birer kimyasal reaksiyon olarak ele alır. Bu düşünce sebep sonuç ilişkisiyle açıklanabilinir. Mekanik Determinizm kişinin kesinlikle özgür olmadığını belirtir ve bu belirti akıllara şu soru gelebilir; “Karakterimizi kimyasal reaksiyonlar belirlerken iyi ve kötü tanımları neden mevcut?”

İşte Determinizm bu ve buna benzer soruları yanıtlayamadığı için kanımca ya eksik ya da yanlıştır.

Sonuç

Sonuç olarak Deterministik evren modeli ne kadar mucizeleri, özgür iradeyi yok saysa da evrenin aslında o kadar düz mantık işlemediğini gördük ve biliyoruz. Evren öngörülemez kaotik bir ortam ve biz insanlar bu ortamda hayatlarımızı düzene sokmaya çalışıyoruz…

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: