İnsanlığın Karanlık Yüzü: Kölelik ve Kadın

İnsanlık tarihi kadar eski olan kölelik, bir şekilde tüm toplamlarda mevcuttur.Kulu kula kul eden sistem, yeryüzündeki ayıplar listesinin belki de en başındadır.

Kölelik hepimizin duyduğu bildiği bir vahşet sistemidir.Kölelik deyince aklımıza üstü başı yırtık , yüzünde derin bir acının , tükenmişliğin ifadesi olan insanların köle pazarlarındaki görüntüsü gelir ve hiç şüphesiz değeri hala bilinmeyen, ahlakın tek bekçisi olarak gösterilen ancak her fırsatta satılan ,ezilen kadınlar geliyor akıllara köle deyince.

Köleler para karşılığında satılır ama aç karınla çalışırlar.Ne yazık ki köle pazarlarının en gözdesi kadınlardı. Çünkü en iyi o hizmet edebilirdi…

Jean Leon Gerome’nin Gözünden Kölelik

Ünlü Oryantalist sanatçı Gerome’nin “Roma’da Köle Pazarı 1884″adlı tablosu köleliği belki de en iyi anlatan eserlerinden biridir. Tabloda genelde kadınlar çıplaktır hatta yaşı henüz küçük olanlar da var. Çıplak kadın daha iyi bir fiyata satılabilirdi. Kölelerin hemen önünde kurtlar sofrası yığınla bekliyor ,fiyat biçiyorlar. Kadınların yüzündeki çaresizlik ve hemen en önde bütün çıplak bedeniyle görücüye çıkarılan kadının eliyle yüzünü kapatması göze çarpıyor.O soyunmayı asla istemedi.

En çok da oturan kadının ve henüz gençliğine adım atmamış olan kızın çaresiz ve düşünceli bekleyişi tablonun dikkat çeken yerlerinden. Belki de bu birbirinden kötü sözde insanlar arasında en insan olanına denk gelmenin hayalini kuruyorlardı kim bilir…

Batıdan Doğuya Kölelik

Kölelik sistemi ama batı ama doğu bütün toplumlarda bir şekilde varlığını sürdürmüştür. Herkes sistemi idame ettirmek için kendi şartlarını koyuyordu ve bu çark bir şekilde dönüyordu. Osmanlı döneminde de kölelik Sultan Abdülmecit’in yayınladığı fermana kadar devam etmiştir. Burada kadınlar köle olarak değil daha çok cariye ve halayık olarak adlandırılıyordu. Peki kölelik yalnızca eski toplumların mı kanayan yarasıdır ?

Modern Kölelik

Hiç şüphesiz kölelik deyince hala aklımıza gelen birileri varsa onlar da Afrikalı yoksullardır.Evet kölelik yasaklanmış olsa da , köle pazarları kalkmış olsa da bu sömürü ülkesi başlı başına köledir. Afrika’da 9 milyon 240 bin modern köle bulunduğu tahmin ediliyor. Bu rakam dünya genelinde toplam modern köle sayısının yüzde 23’üne tekabül ediyor.istatistiklere göre burada modern kölelerin yüzde 37’si zorla çalıştırılıyor, yüzde 67’si ise zorla evlendiriliyor. Kıtada 400 bin kişi ise cinsel sömürü mağduru…

Hala çikolatanın tadını bilmeyen kakao toplayıcıları,kaju meyvesinin pahalı çerezi olan kajuyu yiyenin işten çıkarıldığı korkunç bir sistem var.

Modern kölelik genellikle düşük gelirli ve çatışmaların yoğun olduğu bölgelerde yoğun olarak görülse de ekonomik açıdan gelişmiş ülkelerdeki modern köle sayıları da endişe veriyor. Afrika modern köleliğin büyük kısmını elinde tutsa da ülke sayısı oldukça fazla.

Anaerkilden Ataerkile..

Belki bu yazdıklarım biraz feminen olacak ama eminim ki hak vereceksiniz. Toplumlar anerkil yapıdayken bu kadar eziyet yoktu.Tarım ve avcılıkla uğraşan kadın el üstünde tutuluyordu.Güçlü olmasına rağmen istisnalar olsa da eşini,erkeğini dövmedi ,ona köle muamelesi yapmadı.Ne zaman ki ataerkil yapıya geçildi güçlü konuma gelen erkek kaba gücünü de farketti. Bu egemen erkek gücünün altında hemcinsleri de eziliyordu..

Köleliğin en kötüsü, insanın kendi nefsine köle olmasıdır.
La Fontaine

Yukarıdaki her şey parlak ve güzeldi,
Her şey özgür ve mutluydu;
Henry Wadsworth Longfellow

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: