İlham Veren Bir Şampiyonluk Hikâyesi: “The Last Dance”

Efsane isim Michael Jordan’a ve 1984 senesinde dâhil olduğu Chicago Bulls basketbol takımına odaklanan biyografik Netflix belgeseli ‘The Last Dance’ hakkında hazırlamış olduğum inceleme ile yeniden karşınızdayım. ✒✒ Spoiler içermediği için rahatlıkla okumaya devam edebilirsiniz. 🙂

İlgiyi uzun süredir üzerinde toplamış olan belgeselin konusuna gelin birlikte bakalım. 🎬

Bu 10 bölümlük mini belgesel dizi, Jordan’ın yanı sıra 1984-1998 yılları arasında Bulls takımında oynayarak pek çok başarıya imza atmış olan diğer önemli oyunculara ve bu takımın büyümesine katkı sağlayan yönetici kadrosuna da değiniyor. Mini belgesel dizinin sunumuna yardımcı olan konuşmacılar ise tabii ki takımın oyuncuları ve belgesele konu edinen diğer önemli isimler.

Bulls’un son şampiyonluğunu kazandığı 1997-1998 sezonunu odak noktalarından birine yerleştiren mini dizi, pek çok kez flashback tekniğine başvuruyor ve bu sayede Chicago Bulls’un neredeyse spor tarihinden silinecek kadar verimsiz olduğu dönemlere kadar götürüyor seyirciyi.

Belgeselin çoğunlukla Michael Jordan’ı merkezine almasının nedeni, aslında onun bu verimsiz takıma sağladığı mucizevi katkıydı. Bir çaylak olarak takıma seçilen Jordan, sahip olduğu hırs, çalışkanlık ve yetenek sayesinde diğer oyuncuların da enerjisini etkiliyor. Ve zaman içinde Bulls, başarıda adeta çığır açmaya başlıyor.

Belgeselin her bir bölümünü izlerken büyük bir basketbol tutkusuyla karşı karşıya kalıyor seyirci. Söz konusu tutku tabii ki efsane isim Jordan’a ait. Onun sahip olduğu spor aşkını kendi mesleğine uyarlamayı düşünen her insan için Jordan, kusursuz bir idol.

Ne var ki spor tarihinde ‘basketbolun tanrısı’ olarak tanınan Jordan’a dair akıllarda yer edinen ‘kusursuz sporcu’ algısı bir noktada kırılıyor. Ve belgesel, ‘yaşamdaki hiçbir şey ya da hiçbir canlı mükemmel olamaz’ savını doğrular nitelikte pek çok detayı karşımıza çıkarıyor.

Yönetmenliğini Jason Hehir’in üstlendiği ve 19 Nisan 2020 tarihinden itibaren seyircisiyle buluşmaya başlayan The Last Dance’ın insanı basketbola âşık edebilecek bir güçte olduğunu söyleyebilirim.

Yazımı bitirirken belgeselin IMDb puanının 9.2 olduğunu da eklemek istiyorum. Bu detay, izlemeye ikna olmayanların içini bir nebze de olsa rahatlatacaktır. 🙂

Keyifli seyirler. 🙂

Seval Dağlı

Felsefe mezunu. Araştırmacı. Çok gezer. Çok sever.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: