Yetişkinlerin Yalan Hayatı Çok Gerçek Değil Mi?

2015 yılında “Kayıp Çocuğun Hikayesi” serisinin son kitabının İngilizce olarak yayınlanmasıyla edebiyat çevrelerinde büyük yankı uyandıran yazar; Elena Ferrante. Edebiyatseverlerin de çok iyi bildiği gibi bu isim yazarın mahlası. Gerçek kimliğini henüz kimse bilmiyor.

Gerçekte kim olduğunu gizlemesinin sebebi ise kendine ait bir alan yaratmaktı. Özgür, aktif ve mevcut hissettiği bir alan. Özgürlüğünün ona kazandırdığı güçlü hisler, “Napoli Romanları’nı” yazmasına olanak sağladı. Eserlerinin HBO için uyarlanması ise Ferrante’nin şöhretini güçlendirdi.

Ferrante’nin son beş yıldır eser yayınlamıyordu. 2019 yılında “Yetişkinlerin Yalan Hayatı” eserinin çıkmasıyla Ferrante severler soluğu kitapçılarda aldı. E tabi ben de😊 Türkiye’de eserlerinin çevirisi Everest yayınları tarafından yapılıyor.

Hangi Ben Olursa Olsun Bu Yüzle, Bu Bedenle, Bu Düşüncelerle İlgilenmesi Gereken Gene Benim”

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan eser, 1990’ların başında, iki iyi huylu, orta sınıf Napolili çiftin 12 yaşındaki kızı Giovanna Trada ile başlıyor. Genç kız ergenlik çağı ile birlikte gelen fiziksel ve ruhsal değişimlerini görmekten korkuyor. Bir zamanlar güzel, alımlı ve babası tarafından sevilen bir yerdeyken, şimdi şekilsiz, yavaş ve bir öğretmen kızı için ölümcül bir kader olan okulla mücadele ediyor. Bir akşam anne ve babasının birbiriyle tartıştığını duyar. Annesi, kötü notlarını “erken ergenlik dönemindeki değişimlere” bağlarken, babası onun sözünü keserek, “Ergenliğin bununla hiçbir ilgisi yok. Bu kız aynı Vittoria oldu çıktı” demesi genç kızın bunalım dönemi başlatır.

Bu sözlerle Giovanna’nın çocukluğunun görece güzelliğine ağır bir perde düşer. Giovanna’nın yabancılaştığı Vittoria Teyze, “Benim Harika Arkadaşım” daki Don Achille gibi, “zayıf, şeytani bir siluet” den farksız tasvir ediliyor. O güne dek Giovanna onunla hiç tanışmamıştır. Kadının yüzü evdeki her eski fotoğrafta keçeli kalemle karartılmıştır. Giovanna’nın teyzesi hakkında bildiği tek şey ise anne ve babasının söyledikleridir.

Annesinin “çıplak bacağında koşturan bir kertenkeleden nefret ettiği gibi” nefret ettiği bir kadındır Vittoria. Giovanna artık Vittoria’nın yüzüne sahip olmanın, kurtarılamayacak kadar çirkin olmak olduğunu anlar.

İnsan Çirkin, Kötü, Aptal da Olsa, Önemli Olan Aşk Denen Duyguyu Yaratabilmesiydi”

Vittoria kaba, acı hayat deneyimleri yaşamış, yeğenini yozlaştırmaya ve bağlılığını kazanmaya hevesli, sınırları zayıf, olgunlaşmamış bir kadın. Ama aynı zamanda şaşırtıcı derecede güzel, sıcak ve Giovanna’nın hayatında dürüstçe konuşan tek yetişkindir. Bu iki kahraman romanın ilerleyen bölümlerinde birbirine bağlanıyor.

Bundan sonraki birkaç bölüm, Giovanna’nın sonradan kendini anlamlandırma girişimini anlatıyor. Eline geçen yeni, huysuz vücutla, ebeveynlerinin Napoli’si ile teyzesininki arasında gidip geliyor.

Kontrol edilemeyen bir kötülük onun içinde giderek büyür. Bu durum bir yerden sonra onun ruhunun geleceği adına endişelenmesine sebep oluyor.

Ancak Giovanna, halası Vittoria gibi ortaya çıkacak mı? Karakterin ne kadarı değişebilir? Ne kadarı sabittir? 

Ferrante’nin okuyucuları, daha önceki romanların unsurlarını bu romanda da tanıyacaktır. Aynalar, oyuncak bebekler, kokuya duyarlılık, bastırılmış bir sınıf mirası olarak lehçe, sosyal hareketliliğin bir aracı olarak eğitim, aldatma alanı olarak akademik konferans, birini bıçaklamakla tehdit eden ve bunu yapan bir kadın.

Giovanna’nın olgunlaşmasını 1990’ların başlarında belirleyen Ferrante, kurnazca gelişmiş onlarca yıllık feminizm ve gericiliğin, Napoliten romanlarının Lila ve Lenu gençliğinden bu yana dünyayı nasıl değiştirdiğini soruyor.

Yetişkinlerin Dünyasında Onları Sürüngenlerden Bile Beter, En Güvenilmez Hayvanlara İndirgeyen Neydi?”

Giovanna ve akranları için daha az fiziksel şiddet ve daha fazla hareket özgürlüğü, daha az homofobi ve daha fazla olumsuz vücut imajı var. Ancak psişik yaşamın derin yapısı aynıdır. Aşk, olması gerekenden daha fazla, kadının yaşamının merkezinde yer alır. Hırs cinsellikle doludur. Arzu, karakterleri yargı güçlerini ele geçirip onları hizmete sokacak kadar güçlüdür. 

En başında halası Vittoria gibi olmaktan ölesiye korkan Giovanna, romanın sonunda bizi oldukça şaşırtıyor. Onun kim gibi olacağının öngörüsünü şimdilik kendime saklıyorum. Kitabı okuyan herkesi yorumlara bekliyorum. Malum son hakkında biraz daha konuşmak isterim. 😊

Sonuç olarak yine güzel mi güzel bir Ferrante eseri ile karşı karşıyayız. Genç bir kızın gözünden yetişkinlerin yaşamı, oldukça sahte ve yalancı bir şöhret kazanıyor. Bu pek de yanlış sayılmaz, öyle değil mi?

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: