Anomalisa: ‘Sıradan Yaşama Hapsolmuş Bir Kuklanın Hikâyesi’

‘Normal’ kavramıyla nitelendirilen ‘sıradan’ yaşamın içinde sıkışmış olan Michael Stone’un hikâyesinin anlatıldığı Anomalisa’yı daha önce izlediniz mi? Cevabınız hayır ise sizin için hazırladığım kısa bir incelemeyi buraya bırakıyorum. Ve bir an önce izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. 🙂

  • 2015 yılında gösterime giren ve yaklaşık 80 dakika boyunca izleyiciyi ekrana bağlayan Oscar ödüllü film, başlangıçta Charlie Kaufman tarafından tiyatro oyunu olarak kaleme alınmış olsa da canlandırılma aşamasına gelindiğinde animasyon filmi olarak çekilmesinde karar kılınmıştı. Aslında bu kararın ‘iyi ki’ dedirten bir yönü olduğunu söylemekte fayda var. Çünkü film, stop-motion doğasına uyum sağlama konusunda öylesine kusursuz ki, tiyatro sahnesinde aynı etki yakalanabilir miydi pek emin değilim.
  • Kaufman’ın etkileyici düş dünyasının izlerini taşıyan Anomalisa, günümüz insanının yaşamın bir noktasında duyumsadığı ‘ait olmama’ hissini, karşılaşılan iletişim problemlerini ele alıyor. Bu yabancılaşma hâli ve iletişimin el değmemiş şekli Michael ile Lisa karakterleri aracılığıyla yansıtılıyor seyirciye.
  • Kukla bedenlerin tercih edildiği stop-motion yapımda, popüler bir iletişimci olan yazar Michael ve küçük bir şirkette çağrı merkezi takım lideri olarak çalışan Lisa, ses ve yüzleri aynı olan diğer film karakterlerinden ‘ayrı’ iki insan olarak karşımıza çıkıyor. İkisi de bu dünyaya ait değil gibi. İkisi de ‘farklı’. İkisi de gerçek mutluluğu, umudu, samimiyeti, hakiki iletişimi temsil ediyor gibi. Onların haricinde kalan diğer insanlar birbirleriyle neredeyse ‘aynı’.
  • Sıradan dünyanın içinde sıkışmış ‘farklı’ hislere sahip bir kukla olan Michael, zihninde yer edinen düğümü Lisa ile birlikte çözeceğine dair çok büyük bir inanç duyuyor. Ancak içinde bulunduğu zihin karmaşıklığı, Lisa’da gördüğü ve ona dair hissettiği herşeyin aslında yaşama tutunmak için beslediği yoğun umuttan, sıradan olmayana dair duyduğu açlıktan kaynaklı bir yanılsama olabileceği ihtimalini doğuruyor. Bu olasılığı gerçekliğe kavuşturmak ya da çürütmek için ise 80 dakikanın son saniyelerine ulaşmak gerekiyor.
  • Var oluş felsefesinin kısa bir izlencesi olan Anomalisa, içinde barındırdığı objelerde ve aslında isminde bile derin anlamlar saklıyor. Ancak bu kadarını söylemek ‘spoilerin spoileri’ olacağı için bahsetmemek sanırım daha iyi. 🙂
  • Charlie Kaufman’ın Duke Johnson ile birlikte yönetmenliğini üstlendiği Anomalisa’da hayata tutunma çabası, ayrıksılık, umut arayışı, yabancılaşma ve psikolojik yalnızlık gibi kavramlar öylesine çarpıcı bir kurguyla ekrana yansıtılmış ki, filmi izlerken bir saniye bile sıkılmıyorsunuz. Başka bir deyişle, dış dünya ile bağı kopartacak ölçüde sürükleyici!👏

Keyifli seyirler. 😊🎬

Seval Dağlı

Felsefe mezunu. Araştırmacı. Çok gezer. Çok sever.

One thought on “Anomalisa: ‘Sıradan Yaşama Hapsolmuş Bir Kuklanın Hikâyesi’

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: