Türk Edebiyatının Gözbebeği: İçimizdeki Şeytan

Sabahattin Ali denilince aklınıza ilk ne geliyor? Donanımlarıyla Türk Edebiyatına kattıkları ve tabii sahip olduğu yetenek dışında benim aklıma ilk gelen ‘İçimizdeki Şeytan’ romanı oluyor. Romanın zihnime bu denli kazınmasının sebebi ise; yazarın zihninde canlandırdığı ve pek çoğumuzun kendinden bir parça bulabileceği ‘Ömer’ karakteri.

Ömer’in yaşama bakışını kavrayabilen her okuyucu roman bitene kadar geçen sürede yeni bir arkadaş edinmiş oluyor adeta. Sanırım kitabın popülaritesinin kaynağı, başta Ömer olmak üzere tüm roman karakterlerinin iç dünyalarının kusursuz bir şekilde sözcüklere yansıtılmış olmasında yatıyor.

Ömer, Macide, Nihat ve Bedri’nin zihinlerine yapılan yolculuk sırasında kurgunun adeta tiyatro sahnesinde canlandırılıyormuşçasına gözümüzün önünde belirmesi, romanın ne denli değerli olduğunu bize gösteren ve günümüz edebiyatının en mühim eksiği olan detaylardan biri.

Gerçekçi, duygu yüklü ama bir o kadar da yalın anlatıma sahip, okuyucuyu birkaç saat değil yıllar boyu sayfalarında ağırlayabilecek bir kitap kolay kolay yazılmıyor. Sabahattin Ali’nin sanat eserlerinden biri olarak gördüğüm ‘İçimizdeki Şeytan’ romanı bana göre bu özellikleri tam anlamıyla karşılayan bir roman.

Şu an okumakta olduğunuz yeni yazımda da ‘İçimizdeki Şeytan’ romanındaki karakter çözümlemeleri için kilit nokta olan bazı iç monologları sizin için derlemek istedim. Keyifli okumalar. 🙂

~ Günün birinde ya çıldıracağız, ya dünyaya hâkim olacağız. Şimdilik bir rakı parası bulmaya çalışalım ve parlak istikbalimizin şerefine birkaç kadeh içelim.~  syf.17

~ Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?~ syf.41

~ Türkçenin kendine mahsus bir manasızlığı… Dünyada hiçbir insanda bu kabiliyet yoktur… Saatlerce konuşup hiçbir şey ifade etmemek kabiliyeti! ~ syf.46

~ İlkbahar gibi bir mevsimi olan bu dünya, üzerinde yaşanmaya değer… Ne olursa olsun… ~ syf.61

~ Öyle günlerim oluyor ki, etrafımda küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum. Taşıp dökülecek kadar kendi kendimi doyurduğumu hissediyorum. Kafamda, hiçbir şeyle değişilmesi mümkün olmayan muazzam hayaller, bana her şeylerden daha kuvvetli görünen fikirler birbirini kovalıyor. ~ syf.88

~ Hayat bir katakulliden ibarettir. ~ syf.188

~ Dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek ve beslemek için en iyi gübre, işte bu bilmeden inanmak için çırpınan kalabalıktır. ~ syf.200

~ İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak demek değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir. ~ syf.249

~ Hiçbir şey üzerinde düşünmeye, hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde, insan iradesinin üstündeki tesirlerde arıyoruz. ~ syf.250

Seval Dağlı

Felsefe mezunu. Araştırmacı. Çok gezer. Çok sever.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: