The Platform: Adaletsiz Gelir Dağılımına Distopik Bir Bakış

Herkese selam. 👋😊 Bugün sizler için henüz izleyebildiğim Netflix orijinal filmi ‘The Platform’ hakkında yeni bir yazı hazırladım. Biraz spoiler içermiş olabilir, aman dikkat! 😍

Hani şu, ‘Ben az önce ne izledim?’ dedirten, üzerine saatlerce düşündüğümüz ve etkisinden bir türlü çıkamadığımız filmler vardır ya… İşte, The Platform tam olarak öyle bir film.

Psikolojik öğelerin ağırlıklı olarak işlendiği İspanyol yapımı film, kimi izleyiciye ağır gelebilir. O izleyiciler için küçük bir tavsiye; eğer filmin barındırdığı mesajlara odaklanırsanız psikolojik olarak etkilenme ihtimaliniz o oranda azalıyor. Korku-gerilim türündeki filmlerden pek hoşlanmayan ama bir o kadar da merak eden biri olarak ben öyle yaptım. 😉

2019 yılında Netflix’de gösterime girmiş olan ve pek çok detayı içinde barındıran The Platform, gerilimi bir yana, yaratıcı kurgusuyla da öne çıkıyor.

Hat safhada yaşanan açlık olgusunun eylemlerimize olan etkisi, dayanışmanın önündeki kapitalizm engeli, ölüm ve aşırı yoksunluğun nedeni olan dengesiz tüketim, inanılmaz yaratıcı bir senaryoyla ekrana taşınmış bu filmde.

Senaristliğini David Desola ve Pedro Rivero’nun üstlendiği, yönetmen koltuğunda Galder Gaztelu-Urrutia’nın oturduğu yaklaşık 1 buçuk saat süren The Platform, tüm bu detayları Goreng, Trimagasi, Imoguiri ve diğer karakterler üzerinden aktarıyor seyirciye. Mahkumların ‘cehennem çukuru’ olarak adlandırdığı ‘Delik- El hoyo’, kiminin diploma almak amacıyla gönüllü olarak bir süreliğine geldiği, kiminin ise suçlu olduğu için cezasını hafifletmek amacıyla zorla getirildiği dikey yapılı bir hapishane.

Goreng ve Imoguiri gibi karakterlerin farklı bir yapı olarak düşlediği bu yerin her katında 2 kişi kalıyor. Günde bir defa en üst kattan (1.kat) en alt kata kadar sırayla yemeklerle dolu platform iniyor. Her bir kattaki mahkumlar üst katlardaki diğer mahkumların artıklarıyla besleniyor. Ayrıca mahkumlar her ay farklı bir katta gözlerini açıyor. En alt katlara denk gelmiş olanlar için açlığın getirdiği kaçınılmaz bir gerçek olan ölüm, günler içinde kendini gösteriyor. 

El hoyo’nun varlığının asıl amacı aslında tam olarak bilinmiyor. Uzun yıllar boyunca bu platformun yönetim kadrosunda görev almış olan Imoguiri’ye göre sosyal dayanışmanın gelişmesi için inşa edilmiş bir yer ‘El hoyo’. Ne var ki orada gönüllü mahkum olan Goreng, bu düşünceye katılmıyor. Ona göre bu platform, olası sosyal dayanışmaya karşı kapitalist yönetimin alması gereken önlemleri belirlemek amacıyla inşa edilmiş bir yer.

Peki hangi karakterin teorisi doğru? Goreng mi yoksa Imoguiri mi? Cevap filmin sonunda açığa çıkıyor gibi. 👁

Keskin iki zekânın ürünü olan The Platform, izlenmeye değer bir film.🎬😊
Keyifli seyirler. 😍

Seval Dağlı

Felsefe mezunu. Araştırmacı. Çok gezer. Çok sever.

2 thoughts on “The Platform: Adaletsiz Gelir Dağılımına Distopik Bir Bakış

  • 7 Şubat 2021 tarihinde, saat 05:52
    Permalink

    Evet güzel bir yazı olmuş. Elinize sağlık. Ben filmi hiç anlamamıştım açıkçası. Şimdi anladım

  • 7 Şubat 2021 tarihinde, saat 12:48
    Permalink

    Çok teşekkür ederim, yardımcı olmasına çok sevindim. 🙏❤😊

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: