Türkiye İstanbul Sözleşmesi’nden Ayrıldı!

Bu sabah hepimiz şoke edici bir haberle uyandık. Dün gece yarısı Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye’nin, İstanbul Sözleşmesi’nden ayrıldığını öğrendik. Peki, bu sözleşme neden imzalanmıştı ve niçin iptal edildi?

Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden ayrıldı. 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açılan ve bu yüzden İstanbul Sözleşmesi olarak anılan Sözleşme, 8 Mart 2012’de Resmi Gazete’de yayınlanmış, Ağustos 2014’te yürürlüğe girmişti. 12 bölüm ve 81 maddeden oluşan sözleşme, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet ve ev içi şiddeti hedef alan ilk Avrupa sözleşmesi olma niteliğini taşıyan sözleşmedir. 

”İstanbul Sözleşmesi Neden İmzalanmıştı?”

Anayasa’da yer alan Ailenin Korunmasına Dair 4320 sayılı kanunun yeterli görülmemesi sebebiyle Çırağan Sarayı’nda uluslararası bir sözleşme imzalandı. İstanbul’da yapıldığı için de adına, ”İstanbul Sözleşmesi” denildi. Uluslararası sahada ülkelerin prestijini de arttıran bu sözleşmeyi ”ilk” imzalayan ülke Türkiye’ydi!

”İstanbul Sözleşmesi Neden Bu Kadar Önemli?”

İstanbul Sözleşmesi; biyolojik veya hukuki, ailevi bağ olup olmadığına bakılmaksızın ev içi şiddetin (örneğin eski veya mevcut eşler, evlilik dışı partnerler, birlikte ikamet edilen aile fertleri, akrabalar veya birlikte ikamet edilen başkaları tarafından yöneltilen şiddetin) ve kadınlara yönelik her türlü şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin standartlar öngören ve Avrupa ülkelerini hukuki olarak bağlayan ilk belge olması bakımından büyük önem taşıyor.

Özel olarak kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet ve ev içi şiddeti hedef alan ilk Avrupa sözleşmesi olma niteliğini taşıyan Sözleşme, bugüne kadar Türkiye dahil Avrupa Konseyi üyesi 20 ülke tarafından onaylanmıştır.

Kadınlar ve erkekler arasında hukuki ve fiili eşitliğin gerçekleştirilmesinin kadına yönelik şiddeti önlemede anahtar bir unsur olduğunu benimseyen Sözleşme, kadınlara yönelik ayrımcılığı da yasaklamaktadır. Ayrıca yalnızca barış dönemlerindeki değil, silahlı çatışma dönemlerindeki ve silahlı çatışma sonrasında devam eden şiddeti de yasaklamaktadır.

”İstanbul Sözleşmesi’nden Neden Ayrıldık?”

Sözleşmenin, ”yıkıcı cinsiyet ideolojilerini” ve ”yasadışı göçü” körükleyeceği düşüncesi ayrılma sebepleri arasında görülüyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın iptal kararı ile ilgili yaptığı açıklamada, ””Türk kadınının toplum içindeki itibar ve saygınlığını layık olduğu seviyelere çıkartmak adına verdiğimiz samimi mücadeleyi geleneksel toplumsal dokumuzu da muhafaza ederek daha ileri noktalara taşımak azmindeyiz. Bu yüce gaye için de çareyi dışarılarda aramaya, başkalarını taklit etmeye gerek yoktur. Çözüm bizatihi gelenek ve göreneklerimizde, özümüzde mevcuttur.” sözleri, endişelerin toplumsal normları değiştireceği yönünde olduğunu doğrular nitelikte.

”Geri Adım Atılmazsa Ne Olacak?”

İstanbul Sözleşmesi ile güçlenen ”denetim mekanizması” zayıflayacak. Bu da şiddet olaylarının çok daha fazla gerçekleşmesine sebep olacak. Dezavantajlı gruplara da (göçmenler, eşcinseller vb.) yapılan şiddeti önlemeyi içeren sözleşmenin iptal edilmesi ile bu yükümlülük yok olacak. Şiddet gören kişinin hukuken şiddet gördüğünü ”ispat etme” olanağı azalacak. En önemlisi ise, İstanbul Sözleşmesi ile getirilen ”uluslararası denetim mekanizması” ortadan kalkacak. Mekanizmanın yok olması, şiddet olaylarının daha fazla görülmesine sebep olacak.

İstanbul Sözleşmesi, en başta kadınlara yönelik şiddeti engellemede, kadın haklarının korunmasında uluslararası güvencesi olan bir sözleşme olması sebebiyle hayati öneme sahiptir. Sözleşmenin iptal edilmesi toplumsal karışıklığa ve ayrıma sebep olabileceği gibi şiddet eylemlerinin de artmasına sebep olacaktır.

Kadın haklarının kısıtlandığı hatta yok sayıldığı bir döneme girmemiz söz konusu iken, ”İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR” diyoruz!

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: