Nietzsche’yi Anlamak

AZ ANLAŞILAN FİLOZOF: Nietzsche

Alman filolog, filozof, kültür eleştirmeni, şair, besteci…
William Friedrich Nietzsche pek çok unvana sahip olan ancak bu birikime rağmen yaşamında mutluluğa dokunamamış bir filozof. Kimine göre Tanrı’nın habercisi, kimine göre Nazi destekçisi bir faşist, kimine göre kaçık ya da nihilist. Bazılarına göre ise tapılacak bir insan. Bu yazımda nasıl bir kişiliğe ve yaşama sahip olduğunu, en önemlisi onu ‘Nietzsche’ yapan etkenlerden biraz bahsetmek istiyorum.🙏

FRİEDRİCH NİETZSCHE KİMDİR?

1844 Prusya doğumlu Friedrich, papaz bir baba ve dindar bir annenin ilk çocuğu. Nietzsche’nin doğumundan 2 yıl sonra kardeşi Elizabeth ve 1848 de ise erkek kardeşi Ludwig Joseph dünyaya gelmişti. Yetiştiği aile ortamındaki dini inanç nedeniyle küçük Nietzsche’nin dindar bir çocuk olarak yaşamını sürdürmüş olduğunu söyleyebiliriz. Ne var ki henüz beş yaşında iken babasının ve çok geçmeden iki yaşındaki erkek kardeşinin ölümüne şahit olması, onun din ile olan güçlü bağının zedelenmesine neden olmuştu. Küçük yaşta var oluşu sorgulamaya başlamıştı.

Kafasında yer alan soru işaretleri, Tanrı ve dünyadaki acıların kaynağı ile ilgiliydi artık.
Babasının ve erkek kardeşinin ölümünün ardından annesi ve kız kardeşiyle Naumburg’da yaşamaya başlayan Nietzsche, 13 yaşına geldiğinde eyaletin en iyi okullarından birinde yatılı olarak öğrenim görmeye başlamıştı. Eğitim hayatı boyunca pek çok yabancı dil öğrenmiş, 1864’de mezun olduktan sonra teoloji ve filoloji okumak üzere Bonn Üniversitesi’nde eğitim almaya başlamıştı.

NİETZSCHE’NİN KİLİSE İLE BAĞI KOPUYOR

Çekinik bir yapıya sahip olan Nietzsche, Bonn Üniversitesi’nde öğrenim görmeye başlamasıyla birlikte aile baskısından kurtulmuş ve farklı bir kişiliğe bürünmüştü. Alkole başlamış, uygunsuz görülen konuların peşinden gitmiş ve pek çok kuralı çiğnemişti. Teoloji okumak üzere gittiği üniversitede yaptığı araştırmalar sonucu ‘Tanrı öldü’ ideolojisine ulaşmış ve bölümden ayrılmaya, tüm ilgisini dil bilimine yöneltmeye karar vermişti. Bu kararının ardından ailesini ziyaret ederek onlara dini ayinlere katılmayacağını söylemiş ve o günden sonra kiliseye bir daha adımını atmamıştı.

LEİPZİG YOLCULUĞU

Friedrich aldığı karar doğrultusunda üniversitesini değiştirerek Leipzig’e yerleşmişti. Ve orada ‘İstem ve Tasarım Olarak Dünya’ adlı kitapla tanışması Nietzsche’nin yaşamındaki dönüm noktalarından biri olmuştu. Çünkü bu kitap onun felsefesinin şekillenmesinde çok önemli bir kaynaktı. Nietzsche, Alman yazar Schopenhauer’den fazlasıyla etkilenmiş ve ünlü düşünürün karamsarlığına kapılmıştı. Sonucunda ise inancını tamamen yitirmişti.

NİETZSCHE’NİN YAKIN DOSTU WAGNER

Leipzig’de yaşadığı dönem içinde aldığı sürgün cezası sırasında müzisyen Vilhelm Richard Wagner ile tanışmış ve hem baba-oğul hem de iki yakın dost olmuşlardı. Friedrich, müziğin iyileştirici gücü olduğuna inanıyordu ve yakın arkadaşının da böyle düşündüğüne emindi. İkisinin de Beethoven hayranlığı vardı. Ancak Nietzsche, zaman içinde Wagner’in müziğe karşı olan ilgisinin ego tatminine yönelik bir ilgi olduğunu fark etmiş ve bu farkındalığını kısa bir mektupla Wagner’e ilettikten sonra aralarındaki dostluğa son vermişti.

KARİYERİNDEKİ HIZLI İLERLEYİŞ

Nietzsche, sürgün cezası bittikten sonra hocası Ritschl’in yönetimindeki bir dergide yazılarını yayımlatmaya başlamıştı. Bu sıralarda derslerinde de oldukça başarılıydı. Ve çok geçmeden hocasının verdiği referans yardımıyla 24 yaşında üniversiteye filoloji profesörü olmuştu. Zekâsı, yaratıcılığı, bakış açısı sayesinde çok kısa süre içinde saygınlığını artırmayı başarmıştı.

NİETZSCHE’NİN SON YILLARI

Leipzig’de yaşadığı dönem yaptığı genelevi ziyaretleri sırasında kapmış olduğu frengi hastalığı sağlığının bozulduğu ilk nokta olmuştu. Ancak bu hastalığın eylemlerinin önüne geçmesine izin vermemişti. Vatanseverlik duygularının dürtüsüyle savaşta yaralanan askerlere bakıcılık yapmak üzere cepheye gitmişti. Ne var ki hastalık orada da peşini bırakmamış; yaralı bir grup askerle yaptığı yolculuk sırasında dizanteri ve difteri hastalığına yakalanmıştı. Sağlığı iyice kötüye gitmeye başlamıştı. Yıllar içinde defalarca inme geçirmiş; yürüyemeyecek, hatta konuşamayacak hale gelmişti.

ÖLÜMÜNÜN ARDINDAKİ GÜNLER

Akıl sağlığında da sarsıntılar meydana gelen Nietzsche son yıllarında, ‘Delilik Mektupları’ adı altında yazdığı mektupların bir kısmını ‘Dionysos’, bir kısmını da ‘Çarmıha Gerilmiş’ olarak imzalamaya başlamıştı. Kim olduğunu unutacak bir durumdaydı. Kardeşi Elizabeth’in bakımında yaşamını sürdürmeye çalışan Nietzsche, bir odanın içinden aylarca çıkmamış, duvarları tanımlanması güç şekiller ve yazılarla doldurmuştu. Zihni fazlasıyla karmaşıktı.

Çok geçmeden, 1900 yılı içinde zatürreye yakalanmış, bir kez daha inme geçirerek 25 Ağustos günü hayata gözlerini yummuştu, Nietzsche.

Seval Dağlı

Felsefe mezunu. Araştırmacı. Çok gezer. Çok sever.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: